Rafoloji Logo

Rafoloji

Dijital Kitaplığınız

📜

Halka Duyurulur

Yükleniyor...

⚜️

✨ Kar amacı gütmeyen bir ekip tarafından okur ve yazarlar için oluşturuldu.

🌟 Kitapların paradan daha değerli olduğu bir okur topluluğu. Ömür Boyu Ücretsiz ve Reklamsız!

Ücretsiz Kayıt Ol
Eski Zaman Dilberleri... Çok eskiden, şimdilerde üreti - Yusuf Tandoğan | Rafoloji
BEYNİM YORMA BENİ

BEYNİM YORMA BENİ

Yusuf Tandoğan

Eski Zaman Dilberleri...
Çok eskiden, şimdilerde üretimi bile yapılmayan siyah beyaz televizyonların başköşede durduğu, akşamların ailece aynı ekrana bakılarak yaşandığı zamanlarda, onları siyah beyaz görsek de hanımefendiliklerinde, susuşlarında, bakışlarında ve kişiliklerinde gökkuşağının bütün renklerini taşıyan eski zaman dilberi kadınlar vardı.

Öyle kadınlardı ki görmeyince göresimiz, görünce doyasımız, bir kez gördüğümüzde yıllarca hatırlayasımız gelirdi onları. Çünkü güzellikleri yalnız yüzlerinde değil, yürüyüşlerinde, konuşmalarında, susmalarında, bir fincan kahveyi tutuşlarında, bir kapıyı kapatışlarında, hatta kimse görmüyorken bile kendilerine yakışır bir zarafetle yaşamalarında saklıydı.

Ve o kadınlar ki Allah’ın şiir niyetine yarattığı kadınlardı.

Ve o kadınlar ki, gecenin karanlığını aydınlatsın diye ay niyetine, sabahı boyunlarında doğursun diye güneş niyetine, gökyüzünde iz bıraksın ve bir ömürde yalnızca bir kez karşılaşılsın diye Halley Kuyruklu Yıldızı niyetine yaratılmış mucize kadınlardı.

Onları görmek öyle herkese nasip olmazdı.

Çünkü onlar, yetmiş küsur yılda bir uğrayan bir yıldız gibi gelir, kimsenin hayatına gürültüyle girmez, sessizce geçip giderlerdi. Kimi zaman ömrümüz boyunca yalnızca bir kez görürdük onları, kimi zaman da görmeye ömrümüz yetmezdi.

Çünkü onlar “ben geldim” demezlerdi.

Onların tesettürü göz kapaklarındaydı, bakışlarını herkese değil, hak edene açarlardı. Kendilerini göstermekten çok hissettirmeyi, görünmekten çok iz bırakmayı bilirlerdi. Onlar ilham gibi şairin rüyası, şiir gibi rüyanın tabirleriydi.

Onlar fark edilmeyi beklerlerdi.

Bir kalabalığın içinde herkesin baktığı yere değil, kimsenin bakmadığı yere bakar, kendilerini anlatmak yerine halleriyle konuşur, güzelliklerini göstermek yerine güzellik bırakıp giderlerdi.

Bazen gelip karşınızda dururlardı, bazen bir hayal gibi yanınızdan geçerlerdi. Bazen yalnızca kokularından haberdar olurdunuz, bazen suyun sesi kadar ince bir sesleri ulaşırdı kulağınıza. Bazen de hiçbir şey söylemeden gözlerinizin içine bakarlar ve insan, o iki gözün içinde kendisine ayrılmış bir ömrün kapısını görürdü.

Çünkü bazı kadınlar görülmez, fark edilir.

Bazı kadınlar sevilmez, yaşanır.

Bazı kadınlar hayatınıza girmez, hayatınızın anlamını değiştirip sessizce yerlerine çekilirler.

Onlar kişiye özel kadınlardı.

Her kalbe uğramaz, her göze görünmez, her ömre denk düşmezlerdi. Çünkü bazı karşılaşmaların yalnızca tesadüf olduğuna inanmak, kaderin inceliğine haksızlık etmektir.

Eğer bir gün, çok sıradan sandığınız hayatınızın içine eski zaman dilberi gibi bir kadın dahil olduysa, onun kıymetini bilin.

Onu yalnızca güzelliğiyle değil, size hissettirdiği şeyle sevin.

Çünkü bazı insanlar hayatımıza gelmez, hayatımızın içinde yıllardır uyuyan bir şeyi uyandırmak için gelir.

Ve insan bazen yıllarca yaşar da yaşamış sayılmaz.

Sonra bir gün bir kadın geçer hayatından.

Bir bakışı değmiştir gözlerine.

Bir sesi kalmıştır içinde.

Belki bir kokusu, belki bir tebessümü, belki de hiç söylemediği bir sözün yankısı...

İşte o zaman anlarsın

Hayatın bütün bu zamana kadar yalnızca siyah beyazmış

Meğer renk gözlerinin önünde değilmiş.

Renk, fark ettiğin yerdeymiş.

Ve bazı kadınlar insanın ömrüne bir ömür daha katmaz.

Ömrün ne olduğunu öğretir.

Onlar gelirler, geçerler.

Ardından ne bir ses kalır dünyada ne de ayak izleri.

Fakat insanın içinde, kimsenin bilmediği, kimsenin dokunamadığı, zamanın bile eskitemediği bir yer kalır.

İşte orada, bir eski zaman dilberi yaşamaya devam eder.

Yıllar geçer.

Zaman, hatırladığımız ne varsa üzerinden geçer.

Ama bazı bakışlar eskimez.

Çünkü insan bazı insanları hatırlamaz

Onları içinde taşır.

Ve belki de eski zaman dilberlerini bu kadar nadir yapan güzellikleri değildi.

Onlar, bir daha karşılaşamayacağımızı bilmeden karşımıza çıkan o tek ihtimaldi.

Bir kez görürsün.

Bir ömür farkını taşırsın.

Sonra anlarsın ki insanın hayatındaki en büyük mucizeler, geldiğinde kendini mucize diye tanıtmaz.

Sessizce geçerler yanından.

Sen fark edersen kader olurlar.

Fark etmezsen...

Yalnızca hayatından geçen bir kadın olarak kalırlar !.

Yusuf Tandoğan

Yusuf Tandoğan
Yusuf Tandoğan İlk 1000
@edebiyat • • 06 Sep
5 beğeni
0 yorum
32 görüntülenme

Satır Arası Notlar

Yoruma kullanıcı eklemek için @kullaniciadi yazmanız yeterlidir.

💬 0 Yorum

Henüz bir yorum bırakılmamış

İlk yorumu sen yap!

✨ Hoş Geldin, Okur! ✨