Rafoloji Logo

Rafoloji

Kültürlü İnsanların Sosyal Kitap Ağı

📜

Halka Duyurulur

Yükleniyor...

⚜️

✨ Kar amacı gütmeyen bir ekip tarafından okur ve yazarlar için oluşturuldu.Ömür Boyu Ücretsiz ve Reklamsız!

🌟 Kültürlü İnsanların Sosyal Kitap Ağı

Ücretsiz Kayıt Ol
Godot’yu Beklerken, Samuel Beckett’ın absürd tiyatro oy - Samuel Beckett | Rafoloji
Godot'yu Beklerken

Godot'yu Beklerken

Samuel Beckett

Godot’yu Beklerken, Samuel Beckett’ın absürd tiyatro oyunu biçiminde kaleme aldığı, izlek itibariyle sıradan denebilecek ancak içinde üzerinde düşünmeye değecek metaforlar barındıran eseri.

Nispeten daha kuvvetli bir hafızaya sahip olan ve daha entelektüel görünen Vladimir ile bedeninin temel ihtiyaçlarını karşılamaya güdümlü ancak balık hafızalı Estragon’un etrafında örgülenen umut ve çaresizlik arasında gel-gitleri olan kısır bir bekleyişin hikâyesi. Bekledikleri ise Godot.

Godot’un kim veya ne olduğu okurun hayal gücüne havale edilmiş ve cevapsız bırakılmış. Okurun bunu kendi zihin koridorlarında bir umut, bir kurtarıcı, Yaratıcı veya bir başka olgu, varlık olarak somutlaştırması mümkün. Burak Aksak’ın Leyla ile Mecnun adlı romanındaki İsmail abinin “O gemi elbet bir gün buraya gelecek” mottosuyla her gün içinde besleyip büyüttüğü ümit gibi bir şey.

Bu hâliyle izlek, Tatar Çölü’ndeki Giovanni’nin hayali bir düşman saldırısı paranoyasıyla ömrünü bir kışlada tüketişini anımsatıyor. Karakter bazında ele alırsak Vladimir ve Estragon ikilisini Fareler ve İnsanlar’daki Lennie ve George’a benzetmek de mümkün. Daha fikirsel zeminde ise eserdeki karakterlerin temsil ettiği metaforların, Orwell’in Hayvan Çiftliği’ne bir göz kırptığı dahi söylenebilir. Fareler ve İnsanlar, Tatar Çölü ve Hayvan Çiftliği’nin 1940’lı yıllar civarında yazıldığını göz önüne alırsak, 1952’de yazılmış olan Godot’yu Beklerken’in bu eserlerden bazı ilhamlar, bazı esintiler içermesi çok da ihtimal dışı değil.

Eserdeki karakterleri ve ilişkileri analiz edecek olursak;

Estragon: Yeyip, içip, bedenini mutlu etme dersinden başka önemli bir kaygısı olmayan, köleleşmeye müsait, çıkarcı, kaba-saba, vasatlığın vücut bulmuş hâli. Bir yandan Pozzo’nun Lucky’ye ne kadar kötü davrandığını dile getirir; bir yandan da Lucky’nin yerini almaya çabalamaktan geri durmaz. Bu yönüyle tam bir pragmatisttir; Pozzo güç, mülk ve yemek demektir. Tam da burada insanın aklına “Haklısın Musa ama karnımızı Firavun doyuruyor” diyen teba geliyor…

Viladimir: Düşünsel açıdan Estragon prototipine göre daha yetkin, zaman algısı daha yüksek, adı konmamış veya sınırlarını belirlemenin zor olduğu bekleyişe anlam yükleyen ancak şartlar zorladığında aynı derecede menfaatçi ve itaatkâr olma potansiyeli taşıyan insan. Halk adına konuşur görünür; gerçekte ise eyleme geçmeyen aydın, elit zümreyi temsil eder. Tepkisi tamamen soyut ve laftadır: otoriteye (Pozzo’ya) fiili bir itirazda bulunmaz; ipi kesmez, Lucky’ye yardım etmez.

Pozzo: Küstah, kibirli, mülk ve makam sahibi, otoriter, sürekli saatine bakarak zamanı yönettiğini sanan, kendi varlığını başkaları üzerinde kurduğu tahakkümle anlamlandıran ama şapkasını çıkardığında (makamından olduğunda) tüm acizliği ve sefilliği ortaya çıkan insan figürü

Lucky: Pozzo gibilerin bir şekilde kendine bağımlı kıldığı, gönüllü köleliği benimsemiş, kendiliğinden düşünme ve hareket etme yetisini, kimliğini ve kişiliğini kaybetmiş, kendisine ezberletilmiş normlar, sloganlar ve ideolojiler dışında hiçbir düşünsel kapasiteye sahip olmayan, bunun için de çaba göstermeyen karakter. Kendi kaderi hakkında karar veremeyecek kadar pasifleşmiş, nesneleşmiş toplumsal kesimleri simgeler. Ağlarken Estragon’un sahibi Pozzo’dan aldığı mendil ile göz yaşını silmeye teşebbüsüne karşı, Estragon’a fiilen saldırması ve mendili sahibine geri vermesi, kölelik sisteminin en büyük güvencesinin kölelikten memnun gönüllülerin vücut bulmuş halidir adeta.

Estagon-Vladimir ilişkisinin özünde eşitlik ve dayanışma hâkim görünür.

Pozzo ve Lucky arasında ise oldukça toksik ama bir o kadar da kuvvetli bir ilişki vardir: Efendi, kölesi olmadan efendi olamaz; köle de emredeni olmadan ne yapacağını bilemez.

Vladimir ve Estragon görünüşte özgürdür; ama bu özgürlük onlara sadece açlık, soğuk ve anlamsız bir bekleyiş getirmiştir. Pozzo-Lucky ikilisini gördüklerinde, boyundaki bir ipin ve bir efendinin varlığının —ne kadar aşağılayıcı olursa olsun— bir "düzen" sunduğunu (?!) fark ederler.

Estragon'un yaranma çabası, özgürlüğün ağır yükünden kaçıp bir otoriteye sığınma arzusudur.

Sonuç olarak Beckett bu eseriyle muhteşem bir alt metin kurgulamış:

• Estragon kitlelerin somut, çıkarcı ve utanmaz pragmatizmidir (açtır ve yemeği ister).
• Vladimir ise entelektüel/aydın kesimin görünüşte ahlâkçı ama özünde statükoyla uzlaşmış ikiyüzlülüğünün yansımasıdır.

İkisi de Pozzo’nun (sermayenin/gücün) sunduğu imkanlardan beslenir; biri bedenini (karnını), diğeri zihnini (kibrini, dinlenme, değer görme ve vakit geçirme ihtiyacını) doyurur. Günün sonunda ikisi de o ipi kesmeye ya da Lucky’yi kurtarmaya yeltenmez.

Omelas’ı Bırakıp Gidenler’den sonra zihnimi en çok meşgul eden, beni en çok düşünmeye sevk eden eserlerden biri olarak kitaplığımdaki nadide yerini aldı.

NOT: İlgilenenler bu eseri Tiyatro oyunu veya sinema formunda internet üzerinden izleyebilir.

✍️ Kitap İncelemesi
★★★★★
5/5
Murat Aydın
Murat Aydın İlk 1000
@murat_947 • • 22 Oct
2 beğeni
0 yorum
24 görüntülenme

Satır Arası Notlar

Yoruma kullanıcı eklemek için @kullaniciadi yazmanız yeterlidir.

💬 0 Yorum

Henüz bir yorum bırakılmamış

İlk yorumu sen yap!

✨ Hoş Geldin, Okur! ✨